Magic Leap / 3D Gerçekliğe Büyülü Bir Atlayış. Ne zaman hayatımızda olacak: 1-3 sene içinde.

Hiç şöyle bir rüya gördünüz mü? Bilgisayar ekranında bir eşyaya bakarsınız ve hop! Elinizi uzatıp, o ürünü bir anda avucunuzun içine alırsınız. Bu kolaylık öyle olağanüstü bir deneyim yaşatır ki insana, uyandığınızda “keşke gerçek olsaydı” diye üzülür, hislenirsiniz. Neyse ki bir zamanlar insanoğlunun rüyası olan şeyler, bilim ve teknolojik gelişmeler sayesinde tek tek gerçeğe dönüşüyor. “Magic Leap” gerçekten adının hakkını veren bir buluş.

Yarım milyar dolarlık bütçeyle araştırma faaliyetlerine başlayan bu start-up şirket, Microsoft‘un desteğini de arkasına alarak, 3D “mazmun” yaratma konusunda çığır açacak bir teknolojinin temeli üzerinde çalışıyor. Sinema, oyun, seyahat ve iletişim gibi pek çok alanda devrim yaratacak olan buluşun temel mantığı şu; ekranda görüntüsünü gördüğünüz bir objeyi herhangi bir aparata gerek kalmadan 3 boyutlu olarak gözlerinizin önüne getirmek. Böylece stereoskopik imajların yaşattığı gerçekçilik kaybına sebep olmadan, ekrandaki görüntünün üç boyutlu bir kopyasını hemen gözlerinizin önünde görebileceksiniz. Şu aralar epey gündemde olan VR (Virtual Reality / Sanal Gerçeklik) uygulamaları ile ML’in en büyük farkı şu; VR uygulamalarında siz sanal gerçekçilik ortamına girerken, ML’de sanal gerçekçilik sizin ortamınıza giriyor.

Nano Mimari / Hafif, Esnek, Ucuz ve Ekonomik Mimari Yapılar. Ne zaman hayatımızda olacak: 3-5 sene içinde.

MIT ve Caltech başta olmak üzere dünyadaki önemli bilim ve teknoloji merkezlerinden bazıları özellikle mimari ve endüstriyel tasarım alanında devrim yaratacak bir buluşa bu sene imza attı. Özetlemek gerekirse; dilediğiniz şekilde düzenleyebildiğiniz temel yapı taşları olan nano-latislerle (örü, kafes) istene materyalleri oluşturmayı başaran bilim insanları, çok hafif ama inanılmaz derecede dayanıklı yapılar oluşturarak 2015’e adını yazdırdı. Caltech’ten Julia Greer’in başı çektiği bir ekip, bildiğimiz seramikten çok daha hafif ama kat kat daha dayanıklı bir seramik yapıyı bu teknoloji ile üretmeyi başardı.
Henüz çok küçük bir miktar materyalin yapılması bile yaklaşık bir hafta sürüyor; ama bu miktar üzerinde çalışmak için şimdilik yeterli. Greer ve ekibinin öncelikli hedefi; daha az zaman ve enerjiyle daha büyük miktarda üretim yapabilmek ve her türlü endüstriyel üründe kullanılabilecek bu muazzam teknolojiyi hayatımıza kalıcı olarak kazandırmak. Böylece kolay üretilebilen, üretim aşamasının her anına müdahale edilebilen, daha hafif, daha güçlü ve daha ekonomik hammaddelere sahip olarak yeryüzündeki karbon ayak izimizi ve atık miktarımızı azaltabilecek, yapılaşma konusunda çağ değiştirebilecek bir atılım yapabileceğiz.

Araçtan Araca Kablosuz Bağlantı / Kendi Kendine Giden Araba Gerçek Oluyor. Ne zaman hayatımızda olacak: 1-2 sene içinde.

Kablosuz ağ teknolojisi sayesinde araçların birbiriyle “konuşması” sağlanarak kazaların çok büyük oranda önüne geçilecek. Evet, bir çoğumuzun aklında “neden yapmıyorlar?” sorusuyla yer tutan bu problem, nihayet 2015’te çözüm buldu. General Motors ve Michigan Üniversitesi‘nin birlikte geliştirdiği çalışmalarla yılda ortalama 1 milyon kişinin ölümüne neden olan trafik kazalarının önlenmesi için büyük bir adım atıldı. Temel olarak bir otomobilin hızı, konumu, gaz durumu, fren durumu, açısı ve ağırlığı gibi kazaya neden olabilecek tüm bilgilerini menzilde olan diğer otomobile kablosuz ağ teknolojisi ile aktaran bu sistem, sürücüyü uyararak, hatta aracı otomatik olarak durdurarak hayat kurtarmaya yarıyor.
Hali hazırda pek çok otomobilin radar ve “ultrasound” teknolojisi ile yer belirlemeye yarayan bir sistemi var; fakat şimdilik bunlar diğer araçlarla haberleşemedikleri için, sadece otomatik park etme asistanı ya da bir araçlık mesafede ani fren gibi amaçlarla kullanılıyorlar. Yıllardır tüm gelecek tasvirlerinde yer alan ‘kendi kendine giden otomobil’ yolunda da atılmış büyük bir adım olan bu teknoloji, kamusal ve ücretsiz kablosuz internet hizmetinin daha da yaygınlaşması ile bir süre sonra tüm dünya için vazgeçilmez olacak. 2012-2014 arasında 1000 test aracı ile Michigan Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen deneyde, bu teknolojinin yılda yarım milyon kazayı önleyebileceği görüldü. ABD’nin ardından Avrupa ve Japonya’da da denenen teknolojinin sonuçlarını değerlendiren General Motors, 2017 model Cadillac otomobilde bu teknolojiyi kullanmaya başlayacağını duyurdu.

Loon Projesi / Tüm Dünyaya Sudan Ucuz Kablosuz İnternet. Ne zaman hayatımızda olacak: 1-2 sene içinde.

Hazır kablosuz internet ağından bahsetmişken Google (ve kimi noktalarda Facebook’un) desteklediği ekonomik, özgür ve tüm dünyaya açık kablosuz internet ağı Loon Projesi‘nden bahsetmemek olmaz! 2015’in bizi oldukça heyecanlandıran gelişmelerinden biri olan bu çalışma, internet erişimi olmadığı düşünülen yaklaşık 4 milyar insana ekonomik, açık, özgür ve kablosuz internet bağlantısı sağlayacak. Temel olarak 15 metrelik helyumla dolu balonların atmosferde konumlandırılarak internet bağlantısı sağlamasını planlayan bu proje için, Google hali hazırda bir kaç düzine test balonunu Güney Yarım Küre atmosferine gönderdi. 20 km yükseklikteki, alan trafiği son derece düşük olan Statosfer’de bulunan balonlar, ticari uçuş seviyesinin neredeyse iki katı yükseklikte yer alıyor.
Dünyanın %60’ı, yani yaklaşık 4 milyar insanın sağlıklı bir internet bağlantısı olmadığı düşünülürse bunun ne kadar önemli bir proje olduğu daha iyi anlaşılabilir. Telekomünikasyon firmalarının yatırım yapmaya değer bulmadığı taşra ve ücra köşelere internet taşıyacak olan Loon projesi, üç milyon kilometre karelik alanı kaplamak üzere neredeyse hazır. Google’a pek çok baskıcı hükümetin karışamadığı, gözetleyemediği ve kısıtlayamadığı bir internet ağıyla beraber, dev bir yeni kullanıcı kitlesi kazandıracak bu proje, ilk olarak Brezilya, Yeni Zelanda ve Avustralya’nın internet erişimi olmayan bölgelerinde devreye girecek.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.