9. Titius-Bode yasası

1766 yılında, Profesör Johann Titius, güneş sistemimizde o gün için bilinen 6 gezegenin arasında bulunan ve gezegenlerin konumlarını belirleyen bir ilişkiyi keşfettiğine inanıyordu. Bu ilişki, 1768 yılında, Johann Elert Bode tarafından matematik formülü haline getirilerek yayınlandı.

Zamanın astronomları, Bode yasasının doğruluğunu hesaplamaya çalıştı ve sonuç olarak hiç birisi yasanın doğruluğunu kanıtlayamadı ancak bu amaçla yürütülen araştırmalarda, güneş sistemindeki birçok göktaşı keşfedildi.

Ortaya atıldığı dönem için, doğruluğu kanıtlamasa da çürütlemeyen bu tez, 1846 yılında Urbain Le Verrier tarafından Neptün'ün keşfedilmesiyle geçersiz kalmıştır.

8. Sabit durum teorisi

Astronomların, evren anlayışımızın gelişmesiyle çürütülen bir başka inanışı da Sabit Durum Teorisiydi. 1948 yılında; Hermann Bondi, Thomas Gold ve Fred Hoyle isimli astronomlar, evrenin her zaman var olduğunu ve her zaman şu anki haliyle bulunduğunu varsayan, Sabit Durum Teorisini ortaya attılar.

Bu teoriye göre, evrenin ve zamanın başlangıcı sayılan Büyük Patlama (Big Bang) hiçbir zaman gerçekleşmemişti ve evren başlangıcı ve sonu bulunmayan bir yerdi. Evrenin genişlediğine ilişkin gözlemlerin yapıldığı bir dönemde ortaya atılan Sabit Durum Teorisi, kısa zamanda önemli destek görmeyi başardı.

Toeriye destek veren üç bilim insanına göre, evrende sürekli olarak yeni maddeler üretiliyor ve boş alanları doldurarak evrenin genişlemesini sağlıyordu. Fred Hoyle bu durumu, durağan şekilde bulunan, zamanla yeni sular eklenerek genişleyen, ancak var olan bölümleri hiç değişmeyen bir nehre benzetiyordu.

Teorinin bilim insanları arasında yaşattığı tartışma basit bir sorudan kaynaklanıyordu: Evren her zaman var mıydı, yoksa belli bir başlangıç anı mı vardı? 1960 yılında bu tartışmalar bir son buldu ve bilim dünyası, Sabit Evren teorisine verdiği desteği çekti.

Bu gelişmede en etkili olan şeyse, Arno Penzias ve Robert Wilson'ın, Büyük Patlama (Big Bang) kaynaklı olduğu düşünülen mikrodalga fon ışınımını keşfetmesiydi.

7. Ateş topları

Uzayın bilinmezliklerini keşfederken, bilim insanlarının ilk tahminleri genellikle hatalı olur. Antik dönemlerdeki gökbilimciler kuyrukluyıldızları gözlemlediklerinde, bu keşiflerine bir anlam vermeye çalıştılar. Bu gözlemlerine getirdikleri yorumsa, kuyrukluyıldızların birer ateş topu olduğuydu.

Antik Yunan filozofu Aristotoles'e göre birer gaz topu olan bu cisimler, Dünya atmosferine girdiğinde tutuşuyorlardı ve geçtiği yerde iz bırakarak ilerleyen ateş toplarına dönüşüyorlardı. Aristotoles'in bu görüşü, 1577 yılına dek fazla sorgulanmaksızın kabul edilmişti.

Tam bu tarihte, Tycho Brahe adındaki Danimarka'lı astronom, defalarca yaptığı gözlemler ve hesaplamalarla, kuyrukluyıldızların Ay'ın da ötesinde bulunduklarını ortaya çıkardı. Bu keşif, insanlığı bugünkü kuyrukluyıldız anlayışına götürdü ve kuyrukluyıldızların, buz ile diğer katı maddelerden oluşan ve güneş etrafındaki yörüngede hareket eden cisimler olduğu keşfedildi.

6. Dünyanın şekli

Antik uygarlıklar, Dünya'nın şekli konusunda farklı inanışlara sahiplerdi. Shang Hanedanlığı dönemindeki Çin'de, Dünyanın şekli insanların merkezinde yaşadığı bir haç şeklinde hayal ediliyordu. Bu haçın iki kolunda ise, ruhlar âleminin bulunduğuna inanılıyordu.

Daha sonraki antik Çin uygarlıkları ise, Dünyanın düz bir kare olduğuna ve gökyüzünün, dört köşede bulunan dağlar tarafından taşındığına inanıyorlardı.

Babil Uygarlığı'ndaysa, Dünya, içi boş bir küre olarak tasvir ediliyordu ve Dünyanın içinin, ölümden sonra yaşanılacak bir yer olduğuna inanılıyordu.

İnsanlığın, Dünyanın şeklinin küresel olduğuna inandığına dair ilk kaynaklar ise M.Ö. 500 yıllarına dayanıyor. Aristotoles'de Dünyanın küre biçiminde olduğunu destekliyordu ve bu desteğini, Dünya'nın, Ay'ın üzerinde bıraktığı gölgenin eğimli olmasına bağlıyordu. Dünya'nın çevresini hesaplama girişiminde de bulunan Aristotoles, hesaplamasını 73.225 kilometre olarak açıklıyordu.

Sonraki yüzyıldaysa, yine Yunanlı astronom ve matematikçi olan Eratosten, Dünya'nın çevresini, bugün bilinen rakama yakın olarak hesaplamış ve 40.233 km olarak açıklamıştı. Dünyanın bugün hesaplanan çevresi ise yaklaşık 40.000 km'dir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.