Güven ver emniyet bul Hayatı boyunca verdiği sözden döndüğü ve ahdine vefa göstermediği görülmemiştir. Bu yüzdendir ki Haçlı Seferlerindeki en büyük rakibi Arslan Yürekli Richard ve onun nezdinde Av­rupa’nın büyük saygısını kazanmıştır. Askerleri ona karşı itaatkârdı; çün­kü adamlarına, askerlerine ve me­murlarına arkadaş gibi davranırdı. Herkes onun yanında kendisini rahat hisseder, bir sultan ile oturduğunun farkında olmazdı. Bu yüzden fikirleri­ni çekinmeden ona açabilirlerdi.

Davana inan, hedefe kilitlen Nureddin Zengî’nin ölümünden sonra iki ana gaye uğrunda çaba har­cadı: 1) Nureddin döneminde oluştu­rulan siyasî birliği dağılmaktan ko­rumak ve onun zamanında girişilen imar faaliyetlerini devam ettirmek, 2) bir türlü gerçekleştirilemeyen Ku­düs’ün ve sahil bölgelerinin Haçlı is­tilasından kurtarılıp İslam dünyasını düştüğü içler acısı durumdan çıkar­mak. İlk hedefine 10 yıldan fazla sü­ren bir mücadelenin ardından ulaştı. Hıttin zaferi ve sahil bölgesinin fet­hiyle ikinci gayesine ulaşmasına az kalmıştı ki, 3. Haçlı Seferi buna en­gel oldu. İslam dünyasının kendisini yalnız bırakmasına rağmen Haçlılara karşı giriştiği amansız mücadele, gös­terdiği gayret ve sebat Avrupalılara Kudüs’ü geri almanın imkânsızlığını gösterdi. Böylece Nureddin’in ölü­müyle boşalan mevkii hakkıyla doldu­rup, ondan devraldığı İslam sancağını daha ileri taşıyarak emsalsiz bir lider olduğunu ispatladı.

Ölümünden sonra yerini doldurabilecek bir lider çıkma­dığı için sahilde Biriktirdikçe değil dağıttıkça çoğalırsın Cömertliği dillere destandı. Öldü­ğünde has hazinesinde topu topu 1 Mısır dinarı (altın para), 36 ya da 37 Nasırî dirhemi (gümüş para) vardı. Bir şey vereceği zaman uzun uzadıya düşünmezdi. Akka önlerinde Haçlılar karşısında kaldığı süre içinde develer hariç 18 bin at ve katır masraf etmiş­ti. Harcadığı para, altın, elbise ve si­lahların tespiti ise mümkün değildi. Mısır’daki Fatımî Devleti’ni ortadan kaldırdığı zaman (1171) sayılamaya­cak kadar çok ve çeşitli zahire ele ge­çirmiş ancak hepsini halka dağıtmış­tı. O dönemde çok zengin olan Âmid (Diyarbakır) şehrini ele geçirince ga­nimeti arkadaşlarının itirazlarına rağ­men Artuklulardan Nureddin b. Kara Arslan’a vermişti. Savaşta kendi atını askere verir, başkalarından at isterdi. Herkes onun atına biner, ondan iyilik ve ihsan beklerdi. Bir kaynak 3. Haçlı Seferi sırasında askerlerine 12 bin at dağıttığını söyler.

Tevazu ve saygıya misliyle döner Veziri ve sır kâtibi Kadı Fadıl, karde­şi el-Melikü’l-Adil, yeğenleri Takiyyüd­din ile Ferruhşah gibi akrabalarının, birçok değerli bürokrat, ilim adamı ve kumandanın Selahaddin’in başa­rısındaki payı büyüktür. Tevazu gösterip onlara danışmaktan ve başarılı uygulamalarını örnek almaktan çekinmemesi askerlik dehası ile ilmi buluşturup çağdaşlarının kolay kolay göze alama­yacağı başarılara imza atmasını sağlamıştır. Hiç kimseye karşı bü­yüklük taslamaz, asla ki­birlenmezdi. Kibirlenen hükümdarları ayıplardı. Fakirler ve dervişler yanında toplanır, semâ merasimleri düzenler­lerdi. Biri semâ için kalksa o da ayağa kalkar ve semaını bitirinceye kadar oturmazdı.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.