Türkiye otomotiv sektöründe iç pazardaki daralma, üretimdeki durgunluk ve ihracattaki gerileme derinleşirken, uzun yıllar sonra bir ilk gerçekleşti ve devletin en önemli kalemlerinden biri olan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tahsilatı düştü.
Otomotiv Gazetecisi Emre Özpeynirci’nin aktardığı verilere göre, Temmuz ayında otomotivden elde edilen ÖTV gelirleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,55 gerileme kaydetti.
Şubat ayından bu yana hız kesmeyen pazar daralmasının Ağustos ve Eylül aylarında da süreceği öngörülürken, sektör temsilcileri bütçe hedeflerinin şaşmasıyla yeni vergi düzenlemelerinin kapıya dayanmasından endişe ediyor.
Temmuzda satışlar yüzde 25 çakıldı: En zayıf Ağustos geliyor
İç pazardaki küçülme hız kazanarak devam ediyor. Temmuz ayında araç satışları geçen yıla göre yüzde 25 oranında çakılırken, Ağustos ayı beklentisi 75 bin adet seviyelerinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde 102 bin adedin üzerinde seyreden satışlar göz önüne alındığında, bu tablonun son 4-5 yılın en zayıf Ağustos sonuçlarından birine işaret ettiği belirtiliyor.
Yeni ÖTV zammı masada mı?
Maliyenin bu yıl otomotiv sektöründen beklediği yıllık ÖTV hedefi yaklaşık 900 milyar TL seviyesinde. Ancak yılın ilk 7 ayında tahsil edilebilen miktar 419-420 milyar TL seviyesinde kalarak yıllık hedefin sadece yüzde 44’ünü karşılayabildi. Geçen yılın aynı döneminde bu oranın yüzde 48 seviyelerinde olması, bütçe açığının büyüme riskini gözler önüne seriyor.
Hali hazırda Türkiye'de satılan ortalama bir otomobilin üzerindeki ÖTV yükü 718 bin 300 TL gibi rekor bir seviyeye ulaşmış durumda. Ancak bütçe hedeflerinin tutmaması ihtimali karşısında, Cumhurbaşkanı'na verilen maktu ÖTV artırma yetkisi kullanılarak yeni bir vergi düzenlemesinin gündeme gelebileceği korkusu sektörü sarmış durumda.
Vergi oranı artarken gelir neden düşüyor?
Otomotiv pazarında yaşanan bu tablo, iktisat bilimindeki ünlü "Laffer Eğrisi" teorisini yeniden gündeme getirdi. Teoriye göre; vergi oranları belirli bir eşiği aştığında tüketicinin alım gücü ve alma isteği kırıldığı için satılan ürün adedi çakılır; sonuç olarak devletin topladığı toplam vergi geliri artmak yerine düşmeye başlar.
Türkiye'de ortalama bir otomobilin üzerindeki ÖTV yükünün 718 bin TL’yi aşması, pazarın tam anlamıyla bu "verimsizlik bölgesine" geçtiğini gösteriyor. Bütçe açığını kapatmak adına ÖTV oranlarında yeni bir artışa gidilmesi halinde, Laffer Eğrisi kuralı gereği satışların daha da çakılması ve devletin kasasına giren vergi gelirinin daha da gerilemesi riski bulunuyor.
Sadece satışlar değil, üretim ve ihracat da darbe yedi
Kötü gidişat yalnızca iç pazardaki müşteri talebiyle sınırlı kalmadı. Sanayideki kapasite kullanım oranı yüzde 62 seviyelerine kadar çekilirken, Temmuz ayına ilişkin veriler faturanın ağırlığını ortaya koydu:
Üretimde Sert Düşüş: Toplam otomotiv üretimi Temmuzda yüzde
19,16, sadece otomobil üretimi ise yüzde 32 oranında geriledi.
İhracatta Kan Kaybı: Toplam otomotiv ihracatı yüzde 20,41 düşerken,
otomobil ihracatındaki kayıp yüzde 39’a dayandı.
Üretim hatlarındaki bu sert düşüşün bir bölümü yeni modeller için fabrikalarda yürütülen hat yenileme ve yatırım çalışmalarından kaynaklansa da asıl tehdit Avrupa’daki pazar dönüşümünden geliyor.
Avrupa pazarının hızla elektrikli araçlara kayması, henüz elektrikli model çeşitliliğini yeterli seviyeye çıkaramayan Türkiye otomotiv sanayii için ciddi bir rekabet engeli oluşturuyor. Buna ek olarak AB’nin yerli üretimi koruma amacı taşıyan "Made in Europe" stratejisindeki belirsizlikler, Türkiye’ye gelecek yeni yatırımlar üzerinde büyük bir soru işareti yaratıyor.